18 Nisan 2006
Robot üretimi

Başlığa bakınca, ‘en az 20 yıl öncesinden yazılmış’ bir yazı sanmayın... Bizden birileri, robot üretimini, vizyonuna koymuş ve bu alanda şimdiden çalışmaya başlamış bile.

Robot üretimi nedir? Aslında bilim kurgu kültüründen biliyoruz. Ancak hayatımızın içinde ‘henüz’ yer almadıklarından, fantastik bir şey sanıyoruz.

Fantastik filan değil. Bugün dünya robot nüfusundan sözediliyor.

Hatta öyle ki üretim sistemlerini robot teknolojisiyle donatan ülkeler, diğerlerine rekabet şansı tanımaz hale geliyor.

İnsanlar, fiziksel yapılarından dolayı bedensel olarak bütün işleri yapma imkánına sahip olmadıkları için, gücünün yetmediği yerlerde kullanmak üzere değişik makineler geliştirdiler. İlk çağlarda ilkel ve fonksiyonel olmayan bu makineler, teknolojinin gelişme süreci içerisinde insan meziyetlerine yakın becerilere sahip olan makinelere dönüştürüldüler.

Önceleri insan yardımıyla çalışan bu makineler, çeşitli çevre birimlerini de beraberinde kullanarak insana ihtiyaç duymadan otomatik olarak çalışır hale gelebildiler.

Sanayide kullanılan robot kollar, birinci nesil robotların temsilcisi sayılabilir. Nitekim son bilgi ve iletişim fuarlarında, davranışlarıyla insanları şaşırtan ve ‘daha fazla bize benzeyen’ modelleri de görmeye başladık.

Özellikle insan sağlığının zarar görme riskinin bulunduğu alanlarda, misal kimyasal enerji, nükleer, yüksek ısı, fazla ses gibi ortamlarda, insan el ve becerisinin ulaşamayacağı yerlerde, varlıkları ‘zorunlu’ hale geliyor.

Japonlar’ın bu alandaki atılımları, ‘bu sektörü de kaçırdık’ izlenimini verse de birilerimiz, bu alanda yatırım yapmayı şimdiden kafaya koymuş bulunuyor.

Bizdeki ilk robot prototipine, İTÜ’nün KOSGEB’inde ‘Altınay’ın Roboto’ olarak rastlamıştım. Aradan geçen 20 yıl boyunca bu alanda bizde birkaç cılız adım dışında atılım göremedim.

Fakat Konya’da bir şirketimizin, gelecek planları arasında ‘robot üretimi’ni görünce, yeni zenginlik alanları yaratma konusundaki umutlarımı yeniden yeşerttim.

Akınsoft Genel Müdürü Özgür Akın, 4 yıl sonra inşaatına başlanacak uydu kent projesiyle 30 bin insana, ‘yenilikçilik alanında’ istihdam sağlamaktan sözediyor.

Bu teknoloji kentinde, yapay zeka dediğimiz, bilgi ile eşyayı buluşturan alanda, robotlar üretmek. Bu robotları, insanların hayatlarını kolaylaştırmak için onları hizmetine vermeyi düşünen bir girişimcimiz var.

Bunun önemi; dünya robot piyasasında yer alma noktasında ortaya çıkıyor.

Son 5 yıldır İstanbul Sanayi Odası’nın ‘Sanayi Kongresi’ tartışmalarını, rekabetin yoğunlaştığı alanlara sıkışıp kalan sektörlerimizin geleceği oluşturuyor.

Kilosu 1 dolar ile 10 dolar arasında değişen aralıkta mal ve hizmet üretebilen sanayimizin, gelişme sancılarının başında da zaten ‘yeni zenginlik alanları yaratamamak’ yatıyor.

Bu süreçte kimilerimiz çareyi, ‘turizme teşvik, tekstile KDV desteği’ noktasında görürken, kimilerimiz de ‘robot üreteceğim’ yaklaşımını sergiliyor.

Biliyoruz ki robot üreten bir ülke, kilosu artık 10 dolar ile 1000 dolar arasındaki üretim gamına geçmiştir.

Biliyoruz ki yeni ekonomik düzen, yüksek kárlılığı, yenilikçilik ve buluşçuluk noktasında yakalayabilmektedir.

Ve biliyoruz ki şimdiki yapısıyla sanayimizin, daha nitelikli mal ve hizmet üretmediği takdirde, yakın gelecekte küresel rekabet arenasında kendisine bir yer açamayacaktır.

Arçelik’in Çelik’i, zihinlerimize robot kavramını sokmuştur. Ancak Çelik’in ekrandan çıkarak, hayatımıza girmesi de ancak, bizlerden birilerinin, bu alanda üretim yapmayı hayal etmesiyle mümkün olacaktır.

Dünün rekabet liginde, dünya ülkelerini sıralarken, yıllık petrol, kömür, çelik vs gibi üretim parametlerine bakardık. Bilgi toplumu anlayışında artık, bin kişiye düşen internet, cep telefonu, bilgisayar gibi kavramları, zenginlik derecesi yaptık. Çok yakında mesela Dünya Bankası istatistiklerinde, ‘robot üretimi’ veya ülkenin robot nüfusu gibi rakamlar görebileceğiz.

Soru şudur; Bu yeni zenginlik alanında, şimdiden bir şeyler yapmaz isek, tıpkı otomobilde, fırında olduğu gibi, ‘robot’un temsil ettiği yeni sektörlerde de izleyici durumuna düşeceğiz.

Komedyen Cem Yılmaz’ın reklam filminde dediği gibi; ‘sizin gibi gençleri, pistlerde görmek isteriz’ cümlesinden hareketle;

Çelik, seni artık ekranda değil, mutfağımızda, hayatımızda, yanımızda görmek isteriz...

Akınsoft, şimdiden Çelik üretmeyi kafasına koymuş! 100 yıl öncesinin çeliğini değil, robot Çelik’i...

Diğer girişimcilerimizin bu vizyondan ilham alacağı çok şey var.